...insan belli bir yaştan sonra tanıdık-bildik sevinçler mi arar?
Birlikteyken
17 Şubat 2014 Pazartesi
26 Ekim 2013 Cumartesi
Materyalist olduğunu iddia eden ve hala anlamamakta ısrar eden arkadaşlara ;
Bankalardan kredi çekiyor çektiğiniz sanal parayı eliniz bile değmeden başka yerlere aktarıyorsunuz (ev,araba vs),kredi kartı kullanıyor yine sanal ve size ait olmayan bir parayla harcama yapıyorsunuz.
Şu ispatlanılabilirliği her yönden sorgulanabilir hayatta en çok tutunduğunuz şey : PARA bile sanal olmuşken hala etrafınızda döndüğünü düşündüğünüz dünyanın ve gördüklerinizin gerçek olduğundan nasıl bu kadar emin konuşabilirsiniz biz de bunu anlamıyoruz :)
çiçekler hep ışığa yöneliyor; biz ce onlardan öğrenecek çok şeyimiz var :)
Bankalardan kredi çekiyor çektiğiniz sanal parayı eliniz bile değmeden başka yerlere aktarıyorsunuz (ev,araba vs),kredi kartı kullanıyor yine sanal ve size ait olmayan bir parayla harcama yapıyorsunuz.
Şu ispatlanılabilirliği her yönden sorgulanabilir hayatta en çok tutunduğunuz şey : PARA bile sanal olmuşken hala etrafınızda döndüğünü düşündüğünüz dünyanın ve gördüklerinizin gerçek olduğundan nasıl bu kadar emin konuşabilirsiniz biz de bunu anlamıyoruz :)
çiçekler hep ışığa yöneliyor; biz ce onlardan öğrenecek çok şeyimiz var :)
20 Ekim 2013 Pazar
hatta alsın götürsün yağmur damlalarından süzülsün güneşli öğleden sonralardaki altın renkli kadın gülüşlerine
akşamüstü uğranılan ayaküstü barlarına
tam çaya uymadı ama bunları çağırdı getirdi kollektif yerlerden bana :)
Kaç gel
Hayat bir çöplüğün içinde bitivermiş çiçekte bazen,
Hayat bazen, özlenip de kavuşulamayan o huzurlu yerde.
O camın önünde oturulmasa da halen,
Hayat tüm trajedinin içindeki o mutlu, tasasız yerde.
Buhar olmuş camın bir yüzünde süzülür damlalar,
Öbür yüzünde oturur, özgürce süzülmek isteyen ruhlar.
Kucaklarında birbirlerinin minik ayakları,
Gözlerinde diğerinin gözleri oturur.
Çayları elini de yaksa, camdan soğuk da gelse ordalar.
Kaç gel sen de yıldıkça,
Elde çay, ayakların kucağımda,
Dışardaki damlalar gibi süzülsün bu ruhlar.
Omni
O camın önünde oturulmasa da halen,
Hayat tüm trajedinin içindeki o mutlu, tasasız yerde.
Buhar olmuş camın bir yüzünde süzülür damlalar,
Öbür yüzünde oturur, özgürce süzülmek isteyen ruhlar.
Kucaklarında birbirlerinin minik ayakları,
Gözlerinde diğerinin gözleri oturur.
Çayları elini de yaksa, camdan soğuk da gelse ordalar.
Kaç gel sen de yıldıkça,
Elde çay, ayakların kucağımda,
Dışardaki damlalar gibi süzülsün bu ruhlar.
Omni
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol BEHRAMOĞLU
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



